Celal Çağlar

Yerli oto için tek adayım: August Otto

Celal ÇAĞLAR yazıyor

2018 M03 16

 Değerli arkadaşlar, bir önceki yazımızda aracımızın bir platform üstünde en az üç hatta beş gövdeyi barındırması gerektirdiğini anlatmıştık. Şimdi, bu gövdeleri nasıl hareket ettireceğiz sorusunu cevaplayacağız.

Büyük bir çoğunluğun tabii ki elektrik ile dediğini tahmin ediyorum. Peki, biz ne istiyoruz?

Biz, Türk halkının ve mümkünse başka halkların uygun fiyata, çağın teknolojisinde, bakımı kolay, çevreci ve işletme maliyeti düşük bir araca binmesini ve bu aracın Türk markalı bir otomobil olmasını istiyoruz.

Bunun için biraz tahrik sistemlerine bakalım.

Önce Alman mühendis Rudolf Diezel’in icadı, mazot ile çalışan içten yanmalı motorun durumunu tespit edelim. Ki günümüzde özellikle yakıt sarfiyatının azlığından dolayı Türkiye’de en çok tercih edilen motor bu. Maalesef, çevreyi en çok kirleten katı atık ve nox dediğimiz azot oksitleri salan bu motor birçok ülkede yasaklanmak üzere. Bundan dolayı Türkiye’de otomobil için asla ve asla söz konusu olmamalı.

İkinci olarak yine bir Alman mühendis August Otto’nun icadı olduğu için “Otto Motor” denilen benzinli motorlara bakalım. Bunlar dizel gibi içten yanmalı motorlar ve dizelden temel farkı yakıtı ateşlemek için buji kullanması. Halbuki, dizel motorlar hava yakıt karışımının sıkışması sonucu kendi kendine yanmaya başlarlar ve bu yüzden de daha ağır ve pahalıdır.

Benzinli motor yakıt sıkışma sonucu kendinden yanarsa buna vuruntu denir ve motor derhal tamire subap ayarına gider. Benzinli motorlarda verim dizelden düşüktür. Dizelde yüzde 40 civarında olan verimlilik benzinlide yüzde 25 seviyesinde olduğundan yakıt sarfiyatı benzinlide daha fazladır. Ancak benzinlide çevreye yayılan zararlı gazlar daha azdır. Her iki motorda da çözüm bekleyen teknik bir sorun kalmamıştır, yani inovasyon eğrileri düzleşmiştir. Artık bütün çalışmalar verimi arttırmaya ve daha çevreci olmasına odaklanmıştır. Tabii ki benzinli motor dizel eşdeğerinden çok daha ucuzdur.

Şimdi, elektrikli araca bakalım. Elektromotor güç ve döndürme momenti eğrileri her hızda aynı olduğundan, bu motor konvansiyonel motora göre çok daha uygundur. Halbuki, konvansiyonel motorda her iki değer de devir sayısına bağlıdır yani her devirde benzer güç ve tork almak için mutlaka bir vites kutusu gerekmektedir. Bu da fazladan fiyat ve arıza ihtimalini ortaya çıkarır. Yani bir araç için elektromotor ideal karaktere sahiptir. Ama benzinli motora her yerde benzin koyabilirken ve bir depo ile en az 5/600 km giderken elektromotora elektriği kim nereden nasıl verecek?

Aynı cep telefonlarımız gibi elektrikli araca bir akü koyacağız ve bu aküyü uygun yerlerden tekrar dolduracağız. Sahiden de elektro otolara cep telefon pillerinden (lityum iyon) yüzlercesini koyarak ve belli yerlere şarj istasyonları kurarak araçları hareket ettirdiler. Ama sorun şu ki bu arabalar şimdilik her 100 veya 200 km’de şarj edilmeli ve bu şarj en az bir saat sürmeli.

Kısaca şunu söylemeliyim; binlerce mühendis bunu çözmek için çalışıyor ama şimdilik nafile. Yani bu araçların menzil, şarj ve fiyat sorunları henüz çözümden çok uzak. En basit pilin/akünün fiyatı 10 bin dolardan başlıyor bu da neredeyse bir araba fiyatı.

Bu yüzden de teknolojik sorunu olmayan, herkesin bildiği tanıdığı, eski dost benzinli motor tek adayım. 10 yıl sonra ne olacağını ise ancak geliştirme mühendisleri görür.

Yerli aracımız benzinli motorunu nasıl bulur, nasıl yapar sorularını ise haftaya cevaplarım.

Hedefi olmayana hiçbir rüzgâr yaramaz. Seneca.

loading...