Vural Ak

Kiralama sektörü BDDK tarafından denetlenmeli

 Radikal bir söylem olmakla birlikte kiralama sektörünün banka dışı ama çok büyüyen bir finansal iş olarak değerlendirilip aynı finansal leasing ve bankalar gibi BDDK veya benzeri bir üst kurul tarafından da sıkı denetime ve lisansa bağlanması, sektörün geleceği açısından önem arz etmektedir.

2018 M05 30

BU yazımda herkesin bildiği, devamlı dertleştiği, çarelerini tartıştığı bildik bir konuya farklı bir açıdan bakmak istedim. Türkiye’de 5 binden fazla yetkili otomobil bayisi bulunuyor ve bu bayiler son yıllarda muhteşem yatırımlar yaparak hepsi birer servet değerinde devasa plazalarda otomobil ticareti yapıyor. Ama yine bildik sebeplerle yaptıkları yatırımın karşılığını alamamakta ve bekledikleri kârı yapamamaktadır. Bu problemin bir nedeni de, otomobil işinin bazı yıllarda iyi kazandırıp bazı yıllarda da kaybettirmesi olarak yorumlanabilir.

Sebepleri malumdur fakat altını çizmek istediğim nokta şudur; her sektörde olduğu gibi bu kısır döngüden kurtulup işlerini gayet başarılı olarak her dönemde iyi yapan bayi sayısı da epey çoktur. Rekabet bu sektörde çok yoğundur ve gizli kalan hiçbir bilgi neredeyse yoktur. Fark uygulamada ve akıllı finansman yönetimindedir. Yetkili bayiler tüm otomobil sektörünün göz bebeğidir ve mutlaka çok sağlıklı olmaları herkesin lehinedir. Genel olarak yaptıkları hataların başında başka sektörlerde de başka yatırımlarını artırmışlar ve konsantrasyon kaybına uğramışlardır. Ekonomideki dar boğazlardan olması gerekenden daha kötu etkilenir hale gelmişlerdir. Son bir yıl içinde bayilikten vazgeçip işini kapatan veya kapatmak isteyenlerin sayısı artmaktadır.

FARKLI ALANLARA YATIRIM

Kısaca bir bayi eğer plaza yatırımını tamamlamışsa, ayrıca büyük bir finansal borç taşımadan işini devam ettirmesi mümkündür. Makul bir araç ve yedek parça stoku ile işin devamı gayet mümkündür. En azından zor günler geçene ve çalkalanan pazar sakinleşene kadar. Bu dönemde kısa vadeli hesaplara düşmeden temsil ettiği markayı en iyi şekilde temsil etmeye çalışması en başta kendi lehinedir. İyi servis vermesi müşteriyi ona bağlar, aracından memnun olan kullanıcı tekrar aynı markanın yeni çıkan modelini almayı tercih eder. Aynı müşteriye tekrar araç satar, o araca servisinde yine hizmet verir ve de 2.el aracını da değerlendirir ise ideal döngü devam eder.

Fakat genelde ideal iş akışları böyle olmuyor. Kendi işinin asıl merkezinde olmayan konularda yapılan yatırımlar ve ekstra finansal borçlanmalarla işletmeler zor dönemlerde mali darboğaza düşebilir ve yıllar boyunca zorluklarla biriktirilen sermayeler hızla eriyebilir. Bu noktada konuyu dağıtmadan bizimle ilgili bölüme odaklanmak isterim. Kiralık araç işi.

Son 25 yılda operasyonel kiralama ya da filo kiralama bugün yaklaşık 350.000 adet büyüklüğe ulaşmış durumdadır ve 23 milyon adede yaklaşan toplam araç parkına oranladığımızda hala çok küçük bir pazar halindedir


2. EL DEĞERİ NAMUSTUR

Araç kiralama işi de son 25 yılda kendi evrimini yaşamaktadır. Başlangıçta çok kârlı ve kolay bir iş iken artık aşırı rekabetle boğuşan, çok yüksek sermaye ve finansman gücü gerektiren zor bir iş haline gelmiştir. Fakat her işte olduğu gibi bu işi de layığı ile yapan ve kazananlar ve de yapamayıp zarar edenler vardır. Hiç bir işte başarı tesadüf değildir. Yetkili bayiler de araç kiralama işine bir şekilde girmişler ve belli büyüklüklerde filolara ulaşmışlardır. Ancak gözden kaçan bir nokta vardır ki bu iş farklı bir finansman yeteneği gerektirmekte ve hızla adetler büyüyüp kocaman bir işe dönüşebilmektedir. Bankaların bu sektöre kolay kredi verme iştahı genelde yanlış yatırımlara girilmesine de yol açmış olduğundan, yüksek ve acımasız rekabet, düşük kira bedelleri, beklenenden düşük değerlere elden çıkarılan 2.el araçlar neticesinde tahmin edilen kârlara ulaşılamamakta ve çok ciddi mali çıkmazlara girilmektedir.

Bu noktada en çok yapılan yanlış, piyasada oluşması beklenen 2.el değerini hesap etmekte yaşanmaktadır. Genelde 2 veya 3 yıllık yapılan kiralamalarda dönem sonunda aracın değerini hesap etmek önemli bir işe dönüşmüş, hele de bu hesap döviz cinsi bir para ile finanse edilmiş ise artan sürpriz kurlar işi iyice içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Eldeki kullanılmış aracını hemen nakde dönmek zorunda olan firma mecburen aracını olması gereken bedelden daha düşüğe bozdurmakta ve kocaman 2.el piyasasında piyasa bozucu olabilmektedir. İkinci el araç değeri her markanın namusudur ve doğru fiyatlanması çok önemlidir. 2. elde piyasa düzenleyici bir kuruluş olmadığından fiyatlar piyasa şartlarında kendiliğinden oluşmakta ve en düşük fiyattan oluşmaya başlamaktadır.


'IP'E SIKI SARILMA DÖNEMİ

Eğer 2.el değeri aracın olması gerekenden daha aşağıda oluşmuşsa bu sefer o aracın sıfır kilometre satışı da bu değere göre etkilenmekte ve satışları daha zor hale gelmektedir. Distribütörlerin de temsil ettikleri markaların 2.el değerlerine bazen gereken önemi vermedikleri görülmekte ve bir sonraki aşamada bu markaların sıfır kilometre satışları da bu nedenle olumsuz etkilenmektedir. Hal böyle iken bayiler de yapmış oldukları kiralık araç işinde taşıdıkları, kendilerine göre yüksek borç miktarından dolayı asil faaliyetlerini yapmakta zorlanmakta ve düzgün işleyen sistemleri bozulmaktadır. Şahsen 30 yıldır araç kiralama işi ile uğraştığımdan neredeyse her 10 senede bir yaşanan büyük piyasa daralmalarında çok sayıda bayinin sadece kiralık araç yatırımlarından dolayı çok zarar ettiklerini gözlemlemiş olduğumdan bu konuda farklı bir çözüm geliştirmeye çalıştık.

Intercity Partner (IP) projesi diye adlandırdığımız projemizin özü herkesin uzmanlaştığı işe odaklanmasıdır. Bu projeyi kısaca özetlemek gerekirse; biz Intercity olarak 50 bin  adede yaklaşan bir filoya sahibiz ve bu araçlar ülkemizin her yerinde dolaşmakta. Bu araçların bakım, onarım, tamir vb. hizmetlerini her markanın yetkili servislerinde o bölgelerde sağlamaktayız. Yaklaşık 1200 adet değişik markadan yetkili servislerle uzun yıllardır süregelen iş birliğimizle araçlarımız o bayilerin servislerinde hizmet alır ve kullanıcılarımız araçlarımızı kullanarak işlerini görürler. Bundan dolayı yetkili bayilerin finansal olarak güçlü olmaları ve iyi hizmet vermeleri bizim için ve toplam kiralık araç pazarı için de çok önemlidir. Onların zafiyeti kimsenin lehine değildir. Gözlem ve tecrübelerimizden yola çıkarak vardığımız noktadaki en önemli konu bayilerin odaklanma ve derinlik sağlama problemini, kendimiz için de örnek olması açısından Intercity Partner projesini hayata geçirdik.

Pilot uygulama olarak son bir yıldır, farklı markalardan 72 yetkili bayi ile uyguladığımız projede her şehirde bir veya iki bayinin bizimle daha yakın işbirliği içinde olmasını sağlamak ve yarattığımız ekonomik hacmin o bayide yoğunlaşıp kendilerine 4 noktada ekstra gelir sağlamaktır.

ARAÇ BAŞINA 30 BİN TL GELİR

Satış bölgelerinde araç kiralama niyetinde olan potansiyel yeni müşterileri beraber bulmakla başlayan süreç, bulunan yeni müşteriye aracı Intercity’den kiralamakla başlıyor. Müşterinin talep ettiği aracı bayiden Intercity satın alıyor ve araç genelde bayinin bölgesinde kullanıldığı için kira süresi boyunca o araç o bayinin servisinde bakım, onarım ve gerektiğinde hasar tamiri görüyor, lastik vb. gibi ekstra hizmetleri de o servis sağlıyor. Kira dönemi bittiğinde kiradan dönen aracı yine o bayi 2.el araç olarak satıyor. Bu işlemlerin hepsinden bayi değişik miktarlarda komisyon ve gelir elde etmekte ve sadece araç satmaya göre mukayese olmayacak kadar çok para kazanma şansına sahip olmaktadır. Ayrıca bu projede bayinin hiçbir finansal riski de bulunmamaktadır; kiralamayı yapan müşterinin kira bedellerini ödememesi gibi bir riski yoktur. Aracı biz satın alıp ödemeyi peşin yaptığımız için bayinin kredi kullanma durum söz konusu değildir. Servisine düzenli araç gireceği için asıl gelirini servis hizmetinden elde etmesi çok kolaylaştırmıştır. Sonunda aracı 2.el olarak satmak için de kendisine konsinye bıraktığımız için herhangi bir para bağlamadan ciddi bir 2.el portföyüne de sahip olmaktadır. Bu iş modelini gerçek rakamlara dökersek, sektörde en çok tercih edilen C sınıfı bir aracın 130-140 bin TL olduğu şu günlerde; kiralama komisyonu, sıfır araç satışı, 3 yıllık aracın servis tamir vb işlemleri ve sonunda 2.el satışından elde edeceği gelir 30 bin TL’ye ulaşmakta ve bu süreçte hiçbir risk, borç veya kredi taşımak zorunda kalmamaktadır.

Bu sistem neticesinde biz de tüm ülke çapında beraber hareket ettiğimiz ve her şehirde yerleşik, güçlü, kuvvetli yaklaşık 100 iş ortağına sahip olup hizmet ağımızı güçlendiriyoruz. Bu projeye ek destek olarak sadece yeni kiralanacak araçları değil, hali hazırda kirada olan 50 bin adede yakın aracımızı da bu iş ortaklarımıza yönlendirdiğimiz için ekstra bir derinlik sağlayıp kendilerinin kazanç ve ciro artışını sağlamaktayız. Distribütörler için de çok faydalı bir proje olduğuna inandığımız bu işte sadece belli bayilerden binlerce araç almaktansa eşit ve homojen bir şekilde arac alımlarımızı 100 kadar bayiye yaydığımızdan adaletli bir dağılım da sağlamış oluyoruz; en azından kendi çapımızda. Bu projenin sektöre yeni bir soluk getireceğinden emin olduğumuzdan rakip arkadaşlarımızın da benzer uygulamalar yapmaları halinde tüm camianın dengeli ve uzun soluklu büyüme imkânı olacaktır.

LİSANSA BAĞLANMALI

Dengeli ve sürdürülebilir bir proje olarak gördüğümüz bu proje ile amacımız toplam kiralık araç pazarını büyütmek ve ülke çapına yaymaktır. Kiralık araç sektörü toplam ekonomiye %15-20 oranında bir tasarruf sağlamakta ve kaynakların verimli ve rasyonel kullanımını sağlamaktadır. Başta bizim firmamız olmak üzere ilk 20 firmanın çok ciddi büyüklüğe geldiği ve daha da büyümesinin çok mümkün olduğu bu dönemde sektörün halen çok ciddi problemleri bulunmaktadır. Mesela, ticari araç kiralamak karayolları kanununda düzgün tarif edilemediğinden yasaktır. Oysa ticari araçların çoğu ülkemizde üretilmekte ve en çok küçük orta esnaf tercih etmektedir. Hızla yapılması gereken küçük bir düzenleme ile ticari araçların kiralanmasının önü açılmalı ve özellikle kobilerin ihtiyacı kiralama ile karşılanıp, kısıtlı olan sermayelerini araç alımında değil kendi öz işlerinde kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca bir aracın 100 bin TL’nin üstü bedelle satın alındığı düşünülürse hiç bir özel teşvik kullanamayan kiralama sektörünü toplam büyüklüğünü 6-7 milyar doları bulduğu ve hala bir kontrol mekanizması olmadan ilerlemeye çalıştığı görülmektedir. Radikal bir söylem olmakla birlikte bizim kiralama sektörünün banka dışı ama çok büyüyen bir finansal iş olarak değerlendirilip ayni finansal leasing ve bankalar gibi BDDK veya benzeri bir üst kurul tarafından da sıkı denetime ve lisansa bağlanması, sektörün geleceği açısından önem arz etmektedir. İlk aşamada kimsenin hoşuna gitmeyeceğini düşündüğüm bu önerinin uzun vadede sektörün geleceği açısından çok önemli ve lazım olduğuna inanıyorum.

 

loading...