Zeynep F. Soysal

Tesla’nın uzaydaki aracından Yaşar Usta’nın tamirhanesine!

Zeynep Fidan SOYSAL yazıyor...

2018 M03 16

 

15 yıldır otomotiv sektöründe çalışan biri, 7 yıldır Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği’nde (OYDER) Yönetim Kurulu Üyesi, 1 yıldır da OYDER Başkan Vekili olarak, sizlere bu köşede otomotiv dünyasını bir kadın gözüyle yansıtmaya çalışacağım.

Bayilerin yaşadıkları zorluklar, distribütör-bayi-müşteri üçgeni, sigorta şirketleri ile ilişkiler, bakım onarım merkezleri, 2.el derken; Tesla’nın uzaydaki aracından, Yaşar Usta’nın sanayideki onarım merkezlerine kadar geniş bir açıdan bakacağız olaylara.

İlk yazımda otomotivin geleceği konusu üzerinde durmak istesem de, belki de 3 çocuk annesi olarak bu konuya aşırı duyarlı olduğumdan; üretici standartlarında onarım konusundan bahsetmek istiyorum. Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının arkasında yer alan, kullanıcı hatası haricindeki en temel etken; araçların onarıldığı servislerimizdir. Şunu unutmamak gerekir ki,  hem yedek parçanın kalitesi hem de üretici standardındaki onarım işlemleri otomobillerin kaza anında vereceği tepkiyi belirler. Bu işteki ihmalkarlık ve kalitesizlik insan ölümlerine dahi yol açabilir. Böylesine ciddi bir konu hemen hemen her gün karşıma çıkarken, farklı konuları kaleme almaya açıkçası gönlüm razı olmadı.

Şimdi bu konunun derinine inelim ve sebebini anlamaya çalışalım.

Sigorta poliçelerindeki fiyat rekabeti sebebi ile sigorta şirketleri birçok maliyet unsurlarına önlem alma yoluna gittiler. Bunlardan en önemlisi ise hasar onarım işlemleri oldu. Sektörümüzde özellikle kalitesi düşük yedek parça tedariki ne yazık ki hem yedek parça ithalatçılarının bir kısmı için hem de bazı sigorta şirketleri için önemli bir pazar haline geldi. Hasar ihbarları yapılmış ve onarım görmek üzere yetkin servislere gelen araçlar ne yazık ki sadece maliyet unsurları göz önüne alınarak yetkin olmayan servislere yönlendirilmeye başlandı. Yetkin olan servislerin 20 bin TL dediği bir hasar onarımı teklifine başka bir serviste yarı fiyatına teklif alınabilindiği söylendi.  İşte burada önemli bir karar gerekiyor; o onarımı yapacak servisin yeterliliğini sorgulaması ve denetlemesi mümkün olmayan tüketicinin onayı alınarak mı buraya yönlendiriliyor? Buralarda maliyetler nasıl oluyor da yarı fiyatına düşebiliyor?

Aslında tahmin etmek çok da zor değil yukarıda bahsettiğim gibi, yetersiz ekipmanlar, eğitimsiz teknisyenler, çevreye duyarsız, iş güvenliği ve işçi sağlığı yatırımları yapmamış ve ucuz yedek parçalar kullanılarak bu farklar yaratılabiliyor. Çünkü eski teknoloji bir punto kaynak makinesinin sacları birleştirme kabiliyeti ile yeni teknoloji makine arasında çok önemli farklar mevcut. Eğer sacları yeterli akım ile birleştiremezse hasar anında bu noktalardan sacla atma yapacak ve hiçbir direnç göstermeden deforme olacaklardır. Aynı şekilde bu cihazı kullanmayı bilmeyen bir teknisyen iki sacı birleştirme kaynağı esnasında az güç uygulaması durumunda saclar yine birleşmeyecek veya tam tersi fazla güç uyguladığında kaynak noktası çürüyecek ve yine birleşme olmayacaktır. Her bir aracın onarım şekilleri üreticisi tarafından standartlarla belirlenmiş olması bu sebeple maalesef ki yeterli değil.

300-400 BİN ZOMBİ VAR

Yedek parça boyutu ise işi bilenlerin dehşet ile seyrettiği bir alan haline geldiğini söylersek çok doğru olur. Bir tane hava yastığının değiştirilmeden onarılarak tekrar yerine koyulması ile zaten onarım rakamı bin 500 TL azalır. Peki o araç kaza yaptığında hava yastığı açılmazsa? Gerektiği görevi yerine getiremezse? Siz olsanız böyle bir aracı satın alıp biner misiniz veya sevdiklerinizin böyle bir araca binmesine izin verir misiniz?

Bir diğer konu da ağır hasarlı araçlar. 2016 senesinde 42 bin 409 tane araç ağır hasar kaydı ile sigorta şirketleri tarafından SİBEM’e bildirilmiş ve trafikten çekilmiş. Bu araçların 40 bin 925 adedi onarılarak tekrar trafiğe çıkmış. 10 yıllık bir projeksiyon yaparsak şu anda karayollarımızda 300-400 bin adet nasıl onarıldığını bilmediğimiz araçlar seyir halindedir. Bir kısım vatandaşlarımız bu araçları bilerek veya bilmeyerek satın almış ve kullanmakta, bizler de bu araçlar ile aynı karayollarında seyrederek sevdiklerimizi ve kendimizi bilmeden de olsa tehlikeye atmış bulunmaktayız. 

Bu araçlar bazı kişiler için önemli bir kazanç kapısına dönmüş durumda. Trafikten çekilmiş ve halen hasarlı olan aracı satın alan tamircinin amacı bu işten bir kazanç elde etmek elbette. Ancak kimsenin bu aracın nasıl onardığına dair bilgisi ne yazık ki pek yok çünkü sigorta şirketi müşterisine parasını ödemiş ve aracı sattırmıştır. Artık şirketin bu araç ile ilgili herhangi bir sorumluluğu kalmamıştır. Onarımı biten araç tekrar trafiğe kayıt olmak üzere muayeneye gönderilir ve standart muayenesi yapıldıktan sonra (ki ağır hasar onarımı geçirmiştir!!) tekrar trafiğe çıkma izni almaktadır.

Bu konuyu OYDER olarak  muayene yapan kuruma taşıdık ve ağır hasarlı araçların onarımları sonrası tekrar trafiğe çıkabilmeleri için yapılan muayenenin standartlarının ne olduğunu sorduk. Onlarda “biz tek tip araç muayenesi yapıyoruz” dediler. Konuyu yabancı ortaklarına taşıdılar ve bu şekilde olan araçlara özel bir muayene olup olmadığını sordular, aldıkları cevap “madem araç ağır hasarlı neden tekrar trafiğe çıkıyor” oldu. Çünkü bu tarz onarım AB ülkelerinde son derece ciddi önlemler eşliğinde yapılmaktadır. Maalesef bir Türk vatandaşının bir AB ülkesi vatandaşı kadar can emniyeti bu uygulama nedeniyle sağlanamamaktadır.

Olması gereken nedir peki? Öncelikle bu tip araçlar içinde tam hasar olup direk hurdaya gitmesi gereken araçların maddi kayıplar yükselir endişesi taşımadan gerçekten hurdaya gönderilmesidir. Geri kalan ve onarılabilir denecek araçların ise kesinlikle Sigorta Eksperleri gözetiminde ve onarımı sonrası eksperlerin onarımdan sorumlu olduğuna dair imzası ile muayene istasyonuna gitmesini sağlamak olmalıdır. Muayene istasyonu eksper imzasını görmeden aracı muayeneye almamalıdır ve trafiğe çıkmasına müsaade etmemelidir.

EN İYİ ARAÇLARA EN KÖTÜ PARÇA

Ülkemiz maalesef ki tam bir geçiş ülkesi. Coğrafi, ekonomik ve kültürel olarak ne tam Doğulu ne de tam Batılıyız. Aynı şekilde ticari hayatımızda da hep arada kalmışlıklar yaşıyoruz. En lüks arabalara binip, aracımız arızalandığında en kötü parçaların takılmasına göz yummamalıyız. Hem kendimizin hem de tüm toplumun can güvenliğini tehlikeye atabileceğimiz gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Bilinçli tüketiciler olarak, 2.el araç alırken hasar kayıtlarına mutlaka bakmalıyız. Aracımız hasar anında hangi servise çekiliyor, neden çekiliyor detaylarına bakmalıyız.

Tabi ki sadece bizlerin yaptıkları yetmez. Önce milli sonrasında da ticari açıdan çok büyük bir önem taşıyan üretici standartlarını onarım yapma konusunda regülasyonların sıkılaşması ve genel bir yaklaşım olarak standartların yükseltilmesi gerektiği çok açık. Üretici standardında onarım demek, araç üzerinde yapılan işlemlerde üretici tarafından her marka ve model için belirlenmiş olan yöntem, ekipman ve malzeme kullanılarak ilk günkü sağlamlık, güvenlik ve estetik değerleri sağlayacak standartlara uyulması demektir. Bizim için, ülkemizde her yıl terörden çok daha fazla kayba yol açan trafik kazalarındaki zararı azaltmanın en önemli adımlarından birisi üretici standardında bakım-onarım hizmetlerini yaygınlaştırmaktır.

Kendi otomobilini üretmek gibi çok iddialı hedefleri önüne koyan ülkemiz için  bunları yapmak artık zor olmamalı...

loading...